Vazgeçilmezliğin Özgürlüğü…


Aslı’nın Müzik Seçimi…

“Evet ve Hayır’dır Cevaplar…”

Asıl güç vazgeçebilmektir!

Aşk duygusunun yokluğu neye delalet?  Üstelik ben aşk kadınıyken…

Bir şeyler oluyor…  Büyük farkındalıklar! Hep senden ötürü.

Soru sorma, duygularını belli etme, kimseyi parmakla gösterme, para konuşma. Yalnız kaldığında hürsün ama bir başkası yanında omurganı dik tut. Yani kamuflajın sağlam olsun!

Kimseye el açma, yıkılma, ayakta öl ama yere diz sürme! Aldatma, yalan söyleme, çalma, kendini doğru ifade et. Jilet gibi ol yani.

İnsan yanını, insanlardan sakın!

Bu öğretiler insanca değil ki. Olan ve olmuş olan her şey insana ait, insansı… İnsanlığımı saklayarak büyüdüm ben. Kadınlık; zaten olmayacak bir şeydi. Keza kadınlığımı da hadım edip erkeksi, hayvansı bir yaratık olup çıktım.

Ve elbette, Polyana’ya taş çıkaracak kadar muhteşem bir performans sergiliyordum. Ki… Seni gördüm, o masada. Masanın ta karşı ucunda. Dirseklerini dayamış sohbeti takip ediyordun. Adının söylenişini işittim senden ilk. Ve sen de onca insan arasında kendimi toplu olarak tanıtmama tanıklık ettin. Ne düşünmüştün acaba ilk? Ben ‘neden üzgün‘ demiştim içimden?  Ve adın!  Hala gördüğüm tüm tabelalarda yüreğim çırpınır. Sokak adı,  okul adı, o isim joker kart gibi her yerden ve her şeyden atlar yüreğimin orta yerine, alev alev!

Gerçekten aşkı hiç tatmamış olabilir misin?

Aşkı tanımamış, tanımlanamayan birine ilk rast gelişim. Ya da ilk itiraf edilişi…

Velhasıl bu cevaba nasıl ve niye itirazım olabilir ki?

Sırtını dönüp gitsen bile, sırtımdan boşluklara itsen bile; elini, yüreğini hiç bırakmadım. Biliyordum ki, tesirin olmayınca yürüyüp giderim. Gidemedim değil gitmedim Gönlü Aşka Düşmez’im!

O tercihi yapmaya utandım. Yokluğunu terketmekten utandım, anlayabiliyor musun?  Bırakılmışlığımı yanıma alıp oturdum, durdum. Ve sen sonra,  çok sonra, beni bir yerlerde unuttuğunu mu ya da bıraktığını mı hatırladın,  bilinmez. Geri döndün!

Eğer o göğüs kafesinin sol tarafında ki sakatatda aşk yoksaydı neden döndün? Beni  bu senli günaha tekrar neden bulaştırdın?

Ve ben kendimi ispatlama telaşına neden girdim? Sana neyi anlatma çabasıydı bu? Her şeyi anlatmalara neden başladım?

Kendine hak gördüğünü bana neden çok görüyorsun? Hissediyorum, bazen kendine ayar çekmiş olunca ve hoşgörünün tılsımındayken, şefkati bol yüreğine tapmak istiyorum. Damarlarında dolaştığımı bile iddia edebilirim o anlarda inan bana.

Ve nasıl oluyorda o sokak kapısından çıkar çıkmaz bir hiçe dönüşe biliyorum?

Belki kapıldığın o rüzgarda sürüklenmeye korkuyorsun? Belki kelimelere döküp itiraf ettiğinde yok sayamamaktan korkuyorsun? Belki sadece varlığım bile seni korkutuyor olabilir!

Benden ve benimle aşka düşmekten mi korkuyorsun? Seni teslim alacağımdan falan…

Ürkek Kral, ben teslim alınmak istiyorum, ben sahip olunmak istiyorum. Teslim almak ya da sahip olmak değil. Ve iki özgür ruh, iki hür irade olarak yaşam yolunda dönüşürken sırtımı dayamak, ayağım tökezlediğinde elini tutmak, kafam karıştığında akıl danışmak…

Omuz omuza yaşamak,  yürümek; arzum!

Benim yoldan, yolcudan anladığım budur.

Sevincini, üzüntünü ilk söylemek istediğin kişi olmak istiyorum. Ve ilk söylemek istediğim! Sevgiden, sevmekten anladığım da bu!

Sana doğru çekilmek, senden başkası yokmuş gibi seninle yatıp, seninle kalkmak. Varlığında ve yokluğunda da… İşte aşktan da anladığım bu!

Ve sen tüm bunlara rağmen.

Beni, mevcudiyetinden uzağa atıyorsun.

Buna bir cevabım,  bir yorumum yok.

Gücümü senden aldığımı düşünüyorsan ya da aşktan, tekrar yanılıyorsun demektir. Aşk beni güçsüzleştiriyor! Gömdüğüm o baltayı çıkarıp, koparamaz mıyım sanıyorsun? Seninle olan o incecik bağı bir dokunuş ile ayırırım kendimden. Aşk solar, biz biter, sen puff.

Seninle vazgeçilmez olmayı ve bunu vazgeçmediğimiz özgürlüğümüz ile yapabilmeyi, başarmayı, istemiştim!..

Çünkü bu potansiyel de aşk var. İdi.

Çünkü ayrılanlar hala sevgili 🌼🌻

Screenshot_2019-11-05-14-48-17-1
Aslı’nın Günaha Bulaşması…

“İnsan bir kez güçlü bir biçimde sevme şansına erdi mi, tüm yaşamı bu ateşi ve bu ışığı aramakla geçer.”

Albert Camus ‘dan…

Bulduğuma bir inansan…

Vazgeçilmezliğin Özgürlüğü…” üzerine 2 yorum

  1. Bir okyanusa bırakır gibi bırakmak istiyorum kendimi, aşka. .. gözlerim? Avuçlarımda… sımsıkı tutuyorum ve yüreğime yakın. 🌼🌻🌷

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s