Bu Dolunay Çok Özlemli!/ *The Lovers on the Bridge (1991)


Aslı nın Müzik Seçimi…

“Bir Gün Başını Alıp Gideceksin!”

Bu gece Dolunay ile yazıma başladım… Bir heyecan sorma… Bu sefer tutar çaldığım mayalar, diye diye… Velhasıl, boğulduğum denize zaafım bitmiyor. Bir daha, bir daha… Ha, göle mi çalmalıydım o mayayı… Tutacaksa, deniz bile yoğurt olur ki… Hani derler ya; sen o mucizelere inandıktan sonra karga da uğur getirir diye ki ben karganın şansına inananlardanım… Ah, ben…

"......
Bir küçük yaşındasın, 
boyanmış taranmışsın
Çok yaşında her zamanki
çocuksun gene
Ben seni uzun bir yolda
yürürken görmedim ki hiç.
......."
Edip Cansever

Uzun yolları sen aldın, kısa yollar hep bana kaldı. Ve fakat ben severim kısa yolları, link vermeyi, detayı, sembolleri, rakamları, işaretleri ve renkleri… Ve şarkıları, notaları, harfleri, kelimeleri, klavyeyi.. Eskiden daktiloyu, tuşları, köşe yazılarını, yeni çıkan reklamları… Şimdi; Spotify/ın her hafta benim için düzenlediği pazartesileri haftalık listeyi ve cumaları yeni çıkanlar listesini… İnstagram da ki postları, Facebook duvarı okumayı… Twitter da Feed beğenmeyi … Youtube da şarkı ve kişisel gelişim videoları seyretmeyi…

Ve Google; tıklaya tıklaya açılan tüm sekmelerde kaybolmayı… Öğrenmeyi, öğretmeyi ve dahi heyecanla bunları anlatmayı hatta buralara yazmayı… Yeni ufukları hayal etmeyi, adım atmak için heyecanlanmayı…

Bir gün o bilmediğim notalardan piyano resitali vereceğim anın canlı hayalini… Makaralısını daha elime almadığım yay ile bir kemankeş olarak ok şampiyonu olmayı… Sol dizimin sızısına rağmen tango yapacağım günü beklemeyi… Matbanın kokusu üzerinde kitaplarımın gururunu yaşamayı… Seninle elele gireceğim klüplerin loşluklarını…

Stilettom ile salınmaları, espadrilim ile süzülmeyi… Renk renk elbiseleri, bluzları… Ojeleri, pabuçları… Aynaları… Güneşi ve dahi ayın tüm döngülerini… Lacivert gökyüzünü, yıldızları bulmayı… Venüsü, Jüpüteri, Satürnü… Bulutları ve gün batımlarını… Kuşları, uçuşları… Sofralar kurmayı… Ve kusurları… Ve tüm iç seslerimi, dış sese vererek yaşamı film karelerine hapsetmeyi… Başımı çevirip o anları izlemeyi, eleştirmeyi…

Rüzgarı, esintide saçlarımı savurmayı, yürürken kaldırımlarda gökyüzüne bakmayı, tabelaları okumayı… Etrafımda görebildiğim tüm insan ve olayları izlemeyi…

Seninle eve dönmeyi, dizinin dibine sokulmayı… Gülümsemeyi, konuşurken dağılmayı… Bazen somurtmayı, ilgisizliğine küsmeyi… Suskunluğuna kırılmayı… İncinmişliğime ağlamayı… İçerilerden seslenip kanepelerden beni toplamanı… Sırtımı siper edip yatağın en ucuna kıvrılmayı… Hırçınlaşıp yastığımla yan odaya kaçmayı… Ne yapacağımı bilemediğimde, bağdaş kurup yatağın ortasına tünemeyi… Müzik listelerimle dans etmeyi, bazı şarkıları sonsuz kere çalmayı… Ve sözlerini merak edip okumayı…

İçtiğim kahveleri ve sigaraları paylaşmayı hatta su içirmeni… Yediğim lokmaları sayıp, ikna olmayıp lokmalarıma ekleme yapmanı… Uç uca eklediğim sigaralara kızıp, öteletmeni… İyi misin diye sormanı… Uyumadan ve uyanınca uyku süremizi hesaplamanı… Hırçınlaşınca göğsüne alıp yatırmanı…

Bu dolunay seni çok özlemiş…!

*Aslı nın Film Önerisi…

(Film adı üzerine tıklarsan İmdb sayfasına gidersin!)

The Lovers on the Bridge (1991) : Türkçeye “Köprü Üstü Aşkları” Olarak çevrilmiştir. Aslında Fransız olan yapımın orijinal adı: “Les amants du Pont-Neuf  Paris Neuf köprüsünde çekilmek istenen film için izin alınarak köprü trafiğe kapatılmış ancak her filmde olduğu gibi yaşanan gecikmeler yüzünden izin bitince, Paris yakınlarında bir gölde, metropol binaları tekrar inşa edilerek çekilmesinden dolayı o tarihe vurgu yapılarak bütçesi en pahalı Fransız yapımı olmuş/ek bilgi. Bir ek bilgi daha: Pont Neuf, Fransızca “Yeni Köprü” demek ama aslında Seine nehrinin üzerinde ki en eski köprüdür. Türü; romantik dram olan filmin konusu klişe aşk ama durum biraz farklı. Bağımlı sirk göstericisi ile kör olmaya başlayan ressam arasında yaralar ve şifalar üzerine gelişen sonra sahip olmanın ara sokaklarına sapan, sapla samanı ayırt ederken boşveri veren… Yorma beni, seyret işte. Loş ışıkta ve şarapla izle… Ah Paris ve Paris de aşk! Ve eylülde… Ha evet, başlıyor: sustum.

Edit: İşaret ederek yönlendiren “yalnizlikmarmelati” na teşekkür ederim. Buradan yazınca çok seviniyor da 😉

Aslı nın Film Önerisi…

Özlem, hüzünsüz edemez; her hüznün de şurasında burasında, bir Özlem, gizli durur, kıpırdanır. Özlem, hüzünlüdür – hüzün de, Özlemli..

Oruç Aruoba – Uzak-

Hüznüme kavuştum, teşekkürler!

Bu Dolunay Çok Özlemli!/ *The Lovers on the Bridge (1991)” üzerine 3 yorum

Vikas Sengar için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s